Nächstens im Programm:

–Mittwoch den 5. September Kundgebung zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

immer Montag und Mittwoch zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de Eyleme Devam Ediyor Almanya‘da Nazi Terörü Tırmanıyor!… Alman Devleti Devrimcilere Değil, Chemnitz‘de Mültecilere, Göçmenlere saldıran Nazilere Baksın!…

3 Eylül Pazartesi saat 13-14 arasında, Berlin Alexsanderplatz‘daki eyalet başbakanlık önünde Gülaferit‘le dayanışma eylemine devam edildi.

Eylemde “Gülaferit‘e Özgürlük” pankartı ve Gülaferit‘in taleplerinin olduğu dövizler açıldı.

Gülaferit açıklamasını okudu. Berlin devlet kurumları tarafından hakkında yürütülen terör propagandasına son verilmesini ve sosyal haklarını istedi. Alman devleti bir terörist arıyorsa Almanya‘da örgütlenen Nazilere baksın, Chemnitz‘te mültecilere saldıran Nazilere baksın dedi.

Grup adına bir kişi Gülaferit‘le dayanışma konuşması yaptı. Gülaferit‘in haklarının Almanya ve Türkiye devletinin işbirliği sonucunda gaspedildiği söylendi ve Gülaferit‘e özgürlük istendi. Almanya‘da Nazilerin örgütlenmesinin, Chemnitz‘de mültecilere yönelik saldırıların ve polisin müdahalede “eksik” kalmasının tesadüf değil, bilinçli bir devlet politikası olduğu belirtildi.
Nazilere karşı örgütlenmenin, dayanışmanın artılmasının önemine vurgu yapıldı.
Ergonan`ın Eylül`de Almaya`ya gelisinin protesto edilecegi belirtildi.

Direnmenin terörizm ve suç olmadığı söylenerek, Alman devletinin ırkçı mülteci politikası, kurumlaşmış ırkçılık protesto edildi.

Eylemde bildiriler dağıtılarak, yoldan geçenlere bilgilendirme yapıldı.

-politik tutsaklara özgürlük
-faşizme karşı omuz omuza
-yaşasın enternasyonel dayanışma
-hepimiz 129-b‘yiz
-mültecilere özgürlük sloganları atıldı.

Bir sonraki eylem 5 Eylül‘de saat 13 ile 14 arasında Alexsanderplatz‘daki Rotes Rathaust önünde yapılacaktır.

Gülaferit The VOICE Refugee Forum Toplantısına Katıldı


Berlin‘de 1 Eylül Cumartesi saat 14′de The VOICE Refugee Forum tarafından ikinci bir toplantı düzenlendi.
Bu yıl The VOICE Refugee Forum mülteci hareketi 24. direniş yılını kutluyor. „Savaşlar ve NATO olmazsa mültecilerde olmaz“ sloganıyla Jena‘da Ekim ayında bir sempozyum düzenlenecek. Sempozyum hazırlıkları çerçevesinde bir dizi toplantılar yapılıyor. Bu toplantılardan ikincisi 31 Ağustos‘ta Wupertal‘ta ve 1 Eylül Cumartesi günü saat 14′te Berlin‘de yapıldı.
The VOICE Refugee Forum sınırdışılara karşı direnen mültecilerle dayanışma sergiliyor. Öne çıkan direniş hikayelerine „portereler“ şeklinde internet sayfalarında yer veriyor.
The VOICE Refugee Forum, Gülaferit‘le Dayanışma Grubu tarafından yürütülen kampanyaya başından itibaren internet sayfasından destek verdi. 4 aydır devam eden direniş sonucunda da Gülaferit‘in mücadelesi son süreçte öne çıkartıldı. Gülaferit The VOICE Refugee Forum tarafından düzenlenen bir dizi etkinliğe davet edildi. Neden mücadele ettiğini ve direniş hikayesini diğer mültecilere anlatması istendi.
Cumartesi günki toplantıya İran, Afganistan, İsrail, Vietnam, Türkiye ve Afrika‘dan mülteci ve göçmenler katıldı. Toplantıya katılanlar Almanya‘da bulunma hikayesini anlattılar. Herkesin hikayesi ortak. Bütün mültecilerin Avrupa ve Almanya‘da olma nedeni savaşlar ve sömürü. Kapitalist sömürü ve emperyalist işgaller olmazsa mültecilikte olmayacak.
Emperyalist ülkeler tarafından mülteci ve göçmenlerin kriminalize edilmesi ve suçlu gibi gösterilmesi ırkçı propagandanın bir sonucu. Almanya ve Avrupa genelinde ırkçılık, yabancı düşmanlığı devletler düzeyinde körükleniyor.
Chemnitz‘de geçen hafta bir Alman‘ın öldürülmesini bahane eden Naziler‘in mültecilere yönelik başlatıkları saldırılar kitlesel bir hal aldı. AfD ve PEGİDA mültecilere karşı saldırıda birleşti. Naziler‘i Almanya çapında harekete geçmeye çağırdılar.
Cumartesi günki toplantıda Wupertal‘da Cuma günü yapılan toplantıda konuşulanlar hakkında bilgilendirme yapıldı. Türkiye, Suriye ve Almanya‘nın mültecilere yönelik saldırı planları ve Türkiye‘de inşaa edilen mülteci kampları(buralara kamp yerine, toplama kampı ya da mülteci kapalı hapishanesi denilmesi gerektiği belirtildi) hakkında bilgi verildi.
Ayrıca 24 yıldır devam eden mülteci direnişi, sınırdışılar, ırkçılığın tırmandırılması, Chemnitz‘te mültecilere yönelik saldırılar, Jena‘da örgütlenecek 24. yıl sempozyumu, mültecilerin örgütlenmesi ve dayanışma ağının nasıl oluşturulacağı tartışıldı.
Gülaferit‘in yürüttüğü kampanya tekrar örnek gösterildi. Gülaferit toplantıya yeni katılanlara 4 aydır devam eden kampanya hakkında bilgi verdi.
Bütün mülteciler ve göçmenler aynı „kara kutu“nun içindeler. Almanya‘da kimliği ve oturumu olanlar için bile güvende değiller. Örneğin Almanya, Afganistan‘ı güvenli ülke ilan ettiği için Afganlara iltica ve oturum vermiyor ve geri gönderiyor.
Chemnitz‘te Naziler‘in sokaklarda rastgele mültecilere saldırması ve polisin göstermelik müdalesi ırkçılığın kurumsal boyutunu gösteriyor.
Toplantıda üniversitelerde bile „beyazlar“ tarafından yani -beyazAlmanlar- tarafından göçmen ve göçmen kökenli öğrencilere karşı ırkçılık yapıldığı anlatıldı.
Almanyadaki ırkçılar bütün mültecilere ve göçmenlere düşman. Göçmenlerin ya da mültecilerin „kalifiye“ olup olmaması ya da Alman toplumuna „entegre“ olup olmaması Alman devletini ilgilendirmiyor.
Mültecilerin karıştığı sınırlı sayıdaki „kriminal“ olaylar bilinçli bir şekilde Alman halkını kışkırtmak, ırkçılığı tırmandırmak ve göçmenler-mülteciler alehinde yeni saldırı yasaları çıkartılmak için kullanılıyor. Bu bir ırkçı devlet politikası.
Örneğin polis Berlin Krezberg‘te Afrika kökenli göçmenlerin uyuşturucu satışına bilinçli olarak göz yumuyor. Kapitalizm dünyanın her yerinde örgütlenmelerin ve ayaklanmaların önünü kesmek için uyuşturucu ve fuhuşu kullanarak halkları yozlaştırarak, pislik üretiyor. Sonrada insanları suçluyarak hapishanelere dolduruyor. Ardındanda „bakın göçmenler ne kadar kriminal, ne kadar saldırgan, bizim yaşam tarzımıza tehdit oluşturuyorlar, bizim kültürümüze entegre olmuyorlar“ diyerek yabancı düşmanlığını örgütlüyor. Devletler düzeyinde yürütülen bu ırkçı politikayla hem göçmenler, mülteciler kriminalize ediliyor hem de Avrupa halkları kışkırtılarak, Nazilerin örgütlenmesine zemin oluşturuluyor.
Antifaşist gösterilere yüzlerce polis yığan, 129-b davalarında onlarca polisle vahşi bir şekilde evleri, dernekleri basan, bir tek devrimci tutsak için sevklerde yolları kesip, ağır silahlı onlarca polis kullanan, olağanüstü önlemler alan, devrimcileri yıllarca ağır tecritte tutan Alman devleti, sokaklardaki halktan insanlara sırf göçmen ya da mülteci oldukları için saldıran Naziler‘e karşı oldukça hoşgörülü!. Üstelikte kitlesel linç girişimlerine karşı sokaklarda gülünç sayıda polis var.
Mülteci hareketinin 24 yıllık deneyimleri var. The VOICE Refugee Forum‘un asıl amacı sınırdışıları durdurmak.
Bu toplantıda tartışılan ve tartışılmaya devam edilecek gündem maddeleri şöyle:
1-sömüren ve sömürülen kim? (mültecileri asalak ve Alman halkını sömüren gibi gösteren ırkçı politika ve gerçeklerin ters yüz edilmesi)
2-kimlik sorunu, mülteci hareketinin zayıflıkları ve güçlü yanları. Politik sistem, mültecilerin sınıfsal konumu ve politik mücadele.
3-Her göçmenin kendi hikayesini anlatmasının, saldırıları ve direniş hikayelerini belgelemenin önemi.
4-kritik analiz (Alman solcu grupların, entellektüelerin yada akademisyenlerin mülteci hareketiyle zaman zaman bir araya gelip, destekleyip gitmeleri ve mültecilerin kendi başına kalması) ve mülteci hareketleri arasında dayanışma ağının örgütlenmesi, mülteci hareketinin deneyimlerinin paylaşılması.
5-Yaşanan saldırıların ve mücadelelerin belgelenmesinin önemi.
Toplantı diğer mülteci hareketleriyle bağlantıya geçmek ve bir dayanışma ağı oluşturmanın acil gerekliliği üzerine toplantıların devam edeceği söylenerek sonlandırıldı.

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de Direnişe Devam Ediyor

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de Direnişe Devam Ediyor

Alman Devleti Bir Terörist Arıyorsa Chemnitz‘e Mültecilere Saldıran Nazilere Baksın!

29 Ağustos Pazartesi saat 13:30 ile 14:30 arasında, Berlin Alexsanderplatz‘daki eyalet başbakanlık önünde Gülaferit‘le dayanışma eylemine devam edildi.

Eylemde “Gülaferit‘e Özgürlük” pankartı ve Gülaferit‘in taleplerinin olduğu dövizler açıldı.

Gülaferit açıklamasını okudu. İltica işlemlerinin başlatılmasını, sağlık sigortası yapılmasını ve kimlik verilmesini istedi. Berlin devlet kurumları tarafından hakkında yürütülen terör propagandasına derhal son verilmesini istedi. Alman devleti bir terörist arıyorsa Almanya‘da örgütlenen Nazilere baksın, Chemnitz‘e mültecilere saldıran Nazilere baksın dedi.

Grup adına Gülaferit‘le dayanışma konuşması yapıldı. Tüm muhaliflere uygulanan baskının Erdoğan‘a verilmiş bir destek olduğu, Gülaferit‘in haklarının Almanya ve Türkiye‘nin işbirliği sonucunda gaspedildiği söylendi.

Eylem boyunca bildiriler dağıtıldı, yoldan geçenlere bilgilendirme yapıldı.

-politik tutsaklara özgürlük
-hepimiz 129-b‘yiz
-faşizme karşı omuz omuza
-yaşasın enternasyonel dayanışma
-mültecilere özgürlük sloganları atıldı.

Eylemde direnmenin terörizm ve suç olmadığı söylenerek, Alman devletinin mülteci politikası, kurumlaşmış ırkçılık eleştirildi.

Eylemin sonunda bir sonraki eylemlerin 3 Eylül ve 5 Eylül‘de saat 13 ile 14 arasında Alexsanderplatz‘daki Rotes Rathaust önünde yapılacağı bildirildi.

Nächstens im Programm:

– Montag den 3 . September Kundgebung zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

–Mittwoch den 5. September Kundgebung zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

Nächstens im Programm:

– Montag den 3 . September Kundgebung zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

–Mittwoch den 5. September Kundgebung zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus