Gülaferit The VOICE Refugee Forum Toplantısına Katıldı


Berlin‘de 1 Eylül Cumartesi saat 14′de The VOICE Refugee Forum tarafından ikinci bir toplantı düzenlendi.
Bu yıl The VOICE Refugee Forum mülteci hareketi 24. direniş yılını kutluyor. „Savaşlar ve NATO olmazsa mültecilerde olmaz“ sloganıyla Jena‘da Ekim ayında bir sempozyum düzenlenecek. Sempozyum hazırlıkları çerçevesinde bir dizi toplantılar yapılıyor. Bu toplantılardan ikincisi 31 Ağustos‘ta Wupertal‘ta ve 1 Eylül Cumartesi günü saat 14′te Berlin‘de yapıldı.
The VOICE Refugee Forum sınırdışılara karşı direnen mültecilerle dayanışma sergiliyor. Öne çıkan direniş hikayelerine „portereler“ şeklinde internet sayfalarında yer veriyor.
The VOICE Refugee Forum, Gülaferit‘le Dayanışma Grubu tarafından yürütülen kampanyaya başından itibaren internet sayfasından destek verdi. 4 aydır devam eden direniş sonucunda da Gülaferit‘in mücadelesi son süreçte öne çıkartıldı. Gülaferit The VOICE Refugee Forum tarafından düzenlenen bir dizi etkinliğe davet edildi. Neden mücadele ettiğini ve direniş hikayesini diğer mültecilere anlatması istendi.
Cumartesi günki toplantıya İran, Afganistan, İsrail, Vietnam, Türkiye ve Afrika‘dan mülteci ve göçmenler katıldı. Toplantıya katılanlar Almanya‘da bulunma hikayesini anlattılar. Herkesin hikayesi ortak. Bütün mültecilerin Avrupa ve Almanya‘da olma nedeni savaşlar ve sömürü. Kapitalist sömürü ve emperyalist işgaller olmazsa mültecilikte olmayacak.
Emperyalist ülkeler tarafından mülteci ve göçmenlerin kriminalize edilmesi ve suçlu gibi gösterilmesi ırkçı propagandanın bir sonucu. Almanya ve Avrupa genelinde ırkçılık, yabancı düşmanlığı devletler düzeyinde körükleniyor.
Chemnitz‘de geçen hafta bir Alman‘ın öldürülmesini bahane eden Naziler‘in mültecilere yönelik başlatıkları saldırılar kitlesel bir hal aldı. AfD ve PEGİDA mültecilere karşı saldırıda birleşti. Naziler‘i Almanya çapında harekete geçmeye çağırdılar.
Cumartesi günki toplantıda Wupertal‘da Cuma günü yapılan toplantıda konuşulanlar hakkında bilgilendirme yapıldı. Türkiye, Suriye ve Almanya‘nın mültecilere yönelik saldırı planları ve Türkiye‘de inşaa edilen mülteci kampları(buralara kamp yerine, toplama kampı ya da mülteci kapalı hapishanesi denilmesi gerektiği belirtildi) hakkında bilgi verildi.
Ayrıca 24 yıldır devam eden mülteci direnişi, sınırdışılar, ırkçılığın tırmandırılması, Chemnitz‘te mültecilere yönelik saldırılar, Jena‘da örgütlenecek 24. yıl sempozyumu, mültecilerin örgütlenmesi ve dayanışma ağının nasıl oluşturulacağı tartışıldı.
Gülaferit‘in yürüttüğü kampanya tekrar örnek gösterildi. Gülaferit toplantıya yeni katılanlara 4 aydır devam eden kampanya hakkında bilgi verdi.
Bütün mülteciler ve göçmenler aynı „kara kutu“nun içindeler. Almanya‘da kimliği ve oturumu olanlar için bile güvende değiller. Örneğin Almanya, Afganistan‘ı güvenli ülke ilan ettiği için Afganlara iltica ve oturum vermiyor ve geri gönderiyor.
Chemnitz‘te Naziler‘in sokaklarda rastgele mültecilere saldırması ve polisin göstermelik müdalesi ırkçılığın kurumsal boyutunu gösteriyor.
Toplantıda üniversitelerde bile „beyazlar“ tarafından yani -beyazAlmanlar- tarafından göçmen ve göçmen kökenli öğrencilere karşı ırkçılık yapıldığı anlatıldı.
Almanyadaki ırkçılar bütün mültecilere ve göçmenlere düşman. Göçmenlerin ya da mültecilerin „kalifiye“ olup olmaması ya da Alman toplumuna „entegre“ olup olmaması Alman devletini ilgilendirmiyor.
Mültecilerin karıştığı sınırlı sayıdaki „kriminal“ olaylar bilinçli bir şekilde Alman halkını kışkırtmak, ırkçılığı tırmandırmak ve göçmenler-mülteciler alehinde yeni saldırı yasaları çıkartılmak için kullanılıyor. Bu bir ırkçı devlet politikası.
Örneğin polis Berlin Krezberg‘te Afrika kökenli göçmenlerin uyuşturucu satışına bilinçli olarak göz yumuyor. Kapitalizm dünyanın her yerinde örgütlenmelerin ve ayaklanmaların önünü kesmek için uyuşturucu ve fuhuşu kullanarak halkları yozlaştırarak, pislik üretiyor. Sonrada insanları suçluyarak hapishanelere dolduruyor. Ardındanda „bakın göçmenler ne kadar kriminal, ne kadar saldırgan, bizim yaşam tarzımıza tehdit oluşturuyorlar, bizim kültürümüze entegre olmuyorlar“ diyerek yabancı düşmanlığını örgütlüyor. Devletler düzeyinde yürütülen bu ırkçı politikayla hem göçmenler, mülteciler kriminalize ediliyor hem de Avrupa halkları kışkırtılarak, Nazilerin örgütlenmesine zemin oluşturuluyor.
Antifaşist gösterilere yüzlerce polis yığan, 129-b davalarında onlarca polisle vahşi bir şekilde evleri, dernekleri basan, bir tek devrimci tutsak için sevklerde yolları kesip, ağır silahlı onlarca polis kullanan, olağanüstü önlemler alan, devrimcileri yıllarca ağır tecritte tutan Alman devleti, sokaklardaki halktan insanlara sırf göçmen ya da mülteci oldukları için saldıran Naziler‘e karşı oldukça hoşgörülü!. Üstelikte kitlesel linç girişimlerine karşı sokaklarda gülünç sayıda polis var.
Mülteci hareketinin 24 yıllık deneyimleri var. The VOICE Refugee Forum‘un asıl amacı sınırdışıları durdurmak.
Bu toplantıda tartışılan ve tartışılmaya devam edilecek gündem maddeleri şöyle:
1-sömüren ve sömürülen kim? (mültecileri asalak ve Alman halkını sömüren gibi gösteren ırkçı politika ve gerçeklerin ters yüz edilmesi)
2-kimlik sorunu, mülteci hareketinin zayıflıkları ve güçlü yanları. Politik sistem, mültecilerin sınıfsal konumu ve politik mücadele.
3-Her göçmenin kendi hikayesini anlatmasının, saldırıları ve direniş hikayelerini belgelemenin önemi.
4-kritik analiz (Alman solcu grupların, entellektüelerin yada akademisyenlerin mülteci hareketiyle zaman zaman bir araya gelip, destekleyip gitmeleri ve mültecilerin kendi başına kalması) ve mülteci hareketleri arasında dayanışma ağının örgütlenmesi, mülteci hareketinin deneyimlerinin paylaşılması.
5-Yaşanan saldırıların ve mücadelelerin belgelenmesinin önemi.
Toplantı diğer mülteci hareketleriyle bağlantıya geçmek ve bir dayanışma ağı oluşturmanın acil gerekliliği üzerine toplantıların devam edeceği söylenerek sonlandırıldı.