Die Gruppe „Solidarität mit Gülferit“ erklärt das Ende ihrer Kampagne, da Gülaferits Asylverfahren nun aufgenommen wird.

Während dieser Kampagne haben wir die Terrorpropaganda, Repression und Isolation des deutschen Staates gegen viele politische Gefangene unter Anwendung des § 129 b grundsätzlich, Revolutionärinnen und im Besonderen gegen Gülaferit öffentlich sichtbar gemacht.
Indem sich der deutsche Staat auf den § 129 b beruft, kriminalisiert er den Kampf gegen Imperialismus und Faschismus und diffamiert ihn als Terroraktivitäten und Verbrechen. Deshalb werden die politischen Gefangenen zu langjährigen Haftstrafen verurteilt. Im Gefängnis erfahren sie verschärfte Isolation und Post-Zensur und insbesondere gegen Frauen wird eine schwere psychologische Folter angewandt. Im Anschluss an die Haftstrafe werden 5 Jahre so genannte ‚Führungsaufsicht‘ verhängt, eine verschärfte Kontrolle, u.a. mit der Auflage, sich nicht politisch betätigen zu dürfen (unter Androhung erneuter Verhaftung ohne die Möglichkeit dagegen Rechtsmittel einzulegen). So wurde Gülaferit untersagt, Deutschland zu verlassen, gleichzeitig wurde ihr Asylverfahren, zu dem sie aus diesem Grund gezwungen war, nicht bearbeitet. Auch nicht juristische Wege wurden beschritten: sobald Gülaferit aus dem Gefängnis entlassen war, lag ein Bericht vor, der sie weiterhin als Terroristin stigmatisiert – ein weiterer Versuch sie zu isolieren – und es wurde entschieden, dass sie Berlin umgehend zu verlassen hat. Gülaferits Klageverfahren vor dem Berliner Verwaltungsgericht ist durch die Berichte von Innensenat und Innenministerium verhindert worden.
Parallel dazu wurde ihr Asyl-Antrag nicht bearbeitet und es wurden ihr keinerlei Ausweispapiere ausgehändigt. So wurde sie 9 Monate lang in einem absoluten Nicht-Status gehalten und ihr wurden auch keinerlei sozialen Rechte zugestanden (Krankenversicherung, Wohnung, Geld).
Als Gruppe „Solidarität für Gülaferit“ haben wir mit der im Mai gestarteten Kampagne angestrebt, alle diese Rechtlosigkeiten und die Art der Repression zu vermitteln. Wir haben die Unterdrückung, Isolation und Folter der 129 b-Gefangenen im Gefängnis und nach ihrer Entlassung öffentlich gemacht und wieder und wieder betont, dass Widerstand (gegen Faschismus) sowie für eine Revolution des Systems einzutreten keine Verbrechen sind.
Die Aktionen der Kampagne wurden von uns vor den Einrichtungen des deutschen Staates durchgeführt, die für die Anwendung des § 129 b als auch für den o. g. Bericht verantwortlich sind. So sind wir vor die Berliner Ausländerbehörde, das BAMF, den Berliner Innensenat, das Innenministerium und vor das Berliner Abgeordnetenhaus gezogen, haben Briefe überreicht, Protest-Kundgebungen abgehalten und viele Informationsblätter an die Bevölkerung verteilt.
Immer wieder haben wir darauf hingewiesen, dass wenn der deutsche Staat nach Terroristen suche, er die per Haftbefehl gesuchten Nazis im Untergrund finden soll, seinen Blick auf NPD, NSU, AfD, PEGIDA, Blood and Honour sowie auf die sich im Polizeiapparat und der Bundeswehr organisierenden Nazis richten soll.
Im Rahmen dieser Kampagne haben wir 41 Aktionen, 2 Veranstaltungen, 6 Versammlungen, 2 Solidarität Versammlungen durchgeführt, 4 Radio- und 3 Zeitungsbeiträge bewirkt und Tausende Flugblätter verteilt.
Wir werden weiter dranbleiben, beobachten, was Gülaferit widerfährt.
-Nein zum §129b!
-Freiheit für alle politischen Gefangenen
-Schluss mit der Repression und der Isolation, die gegen die §129b-Gefangenen nach ihrer Haftentlassung angewendet wird!
-Hoch die Internationale Solidarität
Soligruppe Gülaferit Ü.

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Eylemlerine Son Verdi

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Eylemlerine Son Verdi

Gülaferit‘in iltica işlemlerinin başlayacak olması nedeniyle kampanyaya son verilmiştir.

Bu kampanya boyunca esas olarak Alman devleti tarafından 129-b yasasına dayanılarak Gülaferit özelinde, tüm politik tutsaklar ve devrimciler alehine yürütülen terör propagandasını, baskı ve tecriti teşhir ettik.

Alman devleti 129-b yasasına dayanarak, emperyalizme ve faşizme karşı olan mücadeleyi ve devrimciliği bir suç ve terör faaliyeti olarak göstermektedir.

Bu nedenle politik tutsaklara ağır cezalar verilmektedir.

Hapishanelerde ağır tecrit, sansür uygulanmakta, özellikle kadın politik tutsaklar üzerinde ağır psikoloji işkence yapılmaktadır.

Tutsaklık sonrasında ise “5 yıllık denetim” getirilerek, devrimcilik yapılması yasaklanmakta ve cezaya tabi tutulmaktadır.

TC. Vatandaşı yada Alman vatandaşı olanların vatandaşlıkları geri alıp, iltica etmesi için zorlanmakta, daha önce iltica etmiş olanların ise pasaportları ve oturumları elinden alınmaktadır.

Ya da Gülaferit‘in örneğinde olduğu gibi ne Almanya‘dan gitmesine izin verilmiş ne de iltica işlemleri başlatılmıştır. Hukuksuzluk dayatılmış, hapishaneden çıkar çıkmaz hakkında “terör” içerikli raporlar hazırlanmış, tecrit edilmesi ve Berlin‘den gitmesi gerektiğine dair karar alınmıştır. Bu kapsamda iltica kayıt işlemleri yapılmamış, kimlik verilmemiştir. 9 ay boyunca hiçbir statü tanınmamıştır. Sosyal haklardan yararlandırılmamıştır.

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu olarak Mayıs ayında başlattığımız kampanya ile yaşanan bütün bu hukuksuzlukları ve nasıl bir baskı yapıldığını anlatmaya çalıştık. 129-b tutsaklarına hapishanelerde ve tahliyeden sonra uygulanan baskıyı, tecriti ve işkenceyi teşhir ettik. Direnmenin ve devrimcilik yapmanın suç olmadığını söyledik.

Gülaferit hakkında rapor hazırlayan, “terörist” propagandası yapan, 129-b yasasının uygulayıcısı olan Alman devlet kurumlarının önünde eylemler yaptık.

Berlin Yabancılar Dairesi, BAMF (mülteci ve göçmenler dairesi), Berlin İçişleri Senatörlüğü, İçişleri Bakanlığı, Berlin eyalet parlementosu ve Berlin eyalet başbakanlık önlerine giderek mektuplar verip, eylemler yapıp, bildiriler dağıttık.
Gülaferit‘in Berlin‘de bile irade mahkemeye başvurması engellendi.
Berlin eyalet parlementosu ve Berlin federal meclis şikayet komisyonlarına başvurularda bulunduk. Yeşiller ve Sol parti federal milletvekilleriyle görüştük.
Hukuki temelde yürütülen mücadelenin önü Gülaferit hakkında Berlin İşiçleri Senatörlüğü ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan raporlarla kesildi.

Bizde eğer bir terörist arıyorsanız yeraltına çekilip örgütlenen, haklarında tutuklama kararı çıkartılan Naziler bakın dedik. NPD, NSU, AfD, PEGİDA, KAN VE ONUR örgütlerine, askeriye ve polis içinde örgütlenen Nazilere bakın dedik.

Bu kampanya sürecinde yaptıklarımız:

toplantı:6
eylem: 41 (1 miting)
panel: 2
dayanışma toplantısı:2
radyo programı:4
gazete röportajı:3
Binlerce bildiri dağıttık.

Eylemler öncesi ve sonrası bilgilendirme amaçlı basın, kurum ve kişilere yönelik yüzlerce Email gönderdik.

Gülaferit‘in bundan sonra yaşayaşacağı sürecin takipçisi olacağız.

-129a-b yasasına son!
-Bütün politik tutsaklara özgürlük!
-Yaşasın enternasyonal dayanışma

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de Eylem Yaptı

Terör Propagandasına, Tecrite Son!
Sosyal Haklarımı İstiyorum!

Dayanışma Grubu 19 Eylül Çarşamba günü saat 13 ile 14 arasında, Berlin Alexsanderplatz‘da eyalet başbakanlık önündeki eylemlerine devam etti.

Eylemde “Gülaferit‘e Özgürlük” pankartı, Gülaferit‘in taleplerinin olduğu dövizler açıldı. Alman devletinin ırkçı mülteci ve iltica politikası protesto edildi.

Gülaferit açıklamasını tekrar tekrar okudu. Alman devleti tarafından hakkında yürütülen terör propagandasına, tecrite ve baskıya son verilmesini istedi. İltica işlemlerinin başlatılmasını ve sosyal haklarının tanınmasını talep etti.

Dayanışma komitesi adına yapılan konuşmalarda, Alman devletinin antifaşist ve antikapitalistlerin mücadelesini kriminalize etmek istediği söylendi. 129-b yasasınında bu amaçla kullanıldığı ve bu yasaya dayanılarak Türkiye‘li devrimcilerin tutuklandığı ifade edildi. Sola saldırılırken Naziler‘e örgütlenme ve gösteri özgürlüğü tanındığı belirtildi.

Ayrıca 28-29 Eylül‘de Erdoğan‘ın Almanya‘yı ziyaret edeceği, Berlin‘de olağanüstühal ilan edilmesinin tartışıldığı söylendi. Alman devletinin Türkiye faşizmiyle işbirliğine son vermesi istendi. Berlin‘deki bütün antifaşistler Erdoğan karşıtı protestolara katılacak.

Yoldan geçenlere Almanca ve İngilizce bildiriler dağıtılarak, bilgilendirme yapıldı.

Eylemde şu sloganlar atıldı:
-yaşasın enternasyonel dayanışma
-politik tutsaklara özgürlük
-faşizme karşı omuz omuza
-hepimiz 129-b‘yiz
-mültecilere hareket özgürlüğü

Dayanışmanın dünyanın heryerinde faşizme karşı direnişten geçtiği söylenerek eylem bitirildi.

40. Kundgebungen 17. 09. 2018

Heute 17- September haben wir 40. Kundgebungen gemacht

Freiheit für Gülaferit
Freiheit für alle politischen gefangenen

Mittwoch den 19. september Kundgebungen zwischen 13- 14 Uhr nähe Alexanderplatz Berlin Rotes Rathaus

Soligruppe Gülaferit

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de 40. Eylemini Yaptı

Gülaferit‘le Dayanışma Grubu Berlin‘de 40. Eylemini Yaptı
Terör Propagandasına, Baskıya, Tecrite Son!
Sosyal Haklarımı İstiyorum!
Devrim İbrahim Top Ölümsüzdür!

Dayanışma Grubu 17 Eylül Pazartesi günü saat 13 ile 14 arasında, Berlin Alexsanderplatz‘da eyalet başbakanlık önündeki eylemlerine devam etti. Bugün kampanyanın 40. eylemi yapıldı.

“Gülaferit‘e Özgürlük” pankartı, Gülaferit‘in taleplerinin olduğu dövizler açıldı.

Eylemde Alman devleti tarafından Gülaferit‘e ve tüm politik tutsaklara yönelik uygulanan baskılar, Türkiye‘deki faşizm, Devrim Top‘un katledilmesi ve Almanya‘daki ırkçılık protesto edildi.

Gülaferit açıklamasını okuyarak, iltica işlemlerinin başlatılmasını ve sosyal haklarının tanınmasını talep etti. Alman devletinin hakkında yürüttüğü terör propagandasına, tecrite ve baskıya son vermesini istedi.

Türkiye‘de 25 yaşındaki Devrim İbrahim Top‘un uyuşturucuya karşı mücadele ettiği için polis tarafından katledildiğini söyledi. Türkiye faşizminin katliam ve tutuklumalarla halkı baskı altına almaya çalıştığını, devrimcilerin buna karşı mücadele ettiğini ve direnmenin suç olmadığını ifade etti. Devlet terörünü protesto ettiklerini ve faşizme karşı mücadelenin devam edeceğini söyledi.

Yapılan konuşmalarda Alman devletinin antifaşist ve antikapitalistlerin mücadelesini kriminalize etmek isterken Naziler‘e örgütlenme özgürlüğü tanıdığı belirtildi. 129-b yasasıyla Türkiye‘li devrimcilerin tutuklandığı ifade edildi. Alman devletinin Türkiye faşizmiyle işbirliğine son vermesi istendi.
En iyi dayanışmanın dünyanın heryerinde faşizme karşı direnişten geçtiğini söylenerek, tüm politik tutsaklara özgürlük istendi.

Yoldan geçenlere Almanca ve İngilizce bildiriler dağıtılarak, bilgilendirme yapıldı.

Eylemde şu sloganlar atıldı:
-yaşasın enternasyonel dayanışma
-politik tutsaklara özgürlük
-Devrim Top ölümsüzdür
-faşizme karşı omuz omuza
-dayanışma, faşizme karşı dünyanın her yerinde direnmektir
-hepimiz 129-b‘yiz
-mültecilere özgürlük

Bir sonraki eylem 19 Eylül‘de saat 13 ile 14 arasında Alexsanderplatz‘daki Rotes Rathaus önünde yapılacaktır..